banner
       
04.09.2010 17:43:20
Ana Menü
Ana Sayfa
Haberler
Makaleler
İlanlar
Fotoğraf Galerisi
Dosyalar
Linkler
Hakkında
Ziyartçi Defteri
Destekleyenler
Üye İşlemleri
 Kullanıcı Adı:
 Şifre:
Şifremi Unuttum
Yeni Kayıt
Reklamlar
reklam
d
 Hakkında


Mehmet ÇETİNKAYA


İBRAHİM ÇOBAN ın 24.07.2007 Kent Gazetesi Başarı Öyküleri Ekoröportaj iSiNiN SEVDALISI Harçlıklarıyla aldığı plastik toplarla oynamak yerine onları arkadaşlarına kiralayan, kazandığı paralarla bakkal kuran Mehmet Çetinkaya, hafızalara Denktaşlı işyeri açılışı ile yer etti. Bütün erkek çocuklar sever futbol oynamayı. Meşin yuvarlağın peşinde koşturmak ayrı bir haz verir onlara. Ancak Mehmet Çetinkaya için futbol topu başka bir anlam ifade ediyor. Çünkü o harçlıklarını biriktirerek aldığı plastik toplarla oynamak yerine onu başka çocuklara kiralamayı tercih ediyor. Böylece elde ettiği küçük birikimlerini sermaye yapıp küçük bir bakkal kuruyor. İşte 10 yaşında başladığı ticarette zirveye yol alan Mehmet Çetinkaya’nın başarı öyküsü: 10 YAŞINDA BAKKAL 11 Ekim 1966 tarihinde Urfa’nın Suruç İlçesi’nde doğdum. Babam devlet memuruydu. Ben ailenin ikinci çocuğu olarak dünyaya geldim. Benden sonra 7 kardeşim daha oldu. İlkokula Suruç’ta başladım ve ortaokula kadar burada eğitim gördüm. İlkokul 3. sınıfa giderken harçlıklarımı biriktirip plastik bir top satın aldım. Bu topla oynamayıp, arkadaşlarıma kiralamaya başladım. Bir süre sonra toplarımın sayısı arttı. Ben de o yaşım için iyi sayılabilecek bir sermaye elde ettim. Elimdeki parayla evimizin bir köşesine raf yaptırdım ve o rafa çocukların o dönemde çok sevdiği leblebi unu, çokomel, tüplü çikolata, çerez, sakız ve lokum aldım ve bunları arkadaşlarıma satmaya başladım. Bu iş çok tutmuştu ve zamanla ailemden hiç harçlık almadan önemli sermayeye sahip oldum. Urfa’daki ticari hayatım ortaokul son sınıfa kadar devam etti. KIBRIS’A YARDIM Burada belirtmek istiyorum. 8 yaşındayken Kıbrıs Barış Harekâtı oldu. Harekât sonrasında babamla birlikte Kıbrıs’ta şehit olanların aileleri ve gaziler için yardım kampanyası başlattık. At arabası ile Suruç’u ve köylerini gezip buğday, mısır, kullanılmış elbise, ayakkabı gibi malzemeler topladık. Sonra da bu topladığımız bu yardımları yetkililere teslim ettik. Liseye başlayacağım yıllarda ülkemizde terör zirvedeydi. Bu nedenle okumamı isteyen babam beni İnegöl’e gönderdi. İnegöl İmam-Hatip Lisesi’ne kayıt yaptırdım. Burada İlim Yayma Cemiyeti’nin yurdunda kaldım ve ailemden ayrı olarak eğitim görmeye başladım. Lise 2. sınıfta okurken Müdür Başyardımcısı ile aramızda sorun çıktı. Derslerimde başarılı olmama rağmen Müdür Başyardımcımız okul çıkışında selam vermediğim gerekçesiyle bana tavır aldı. O yıllarda sert disiplin kuralları geçerliydi. Komik gelebilir ama bu sorun nedeniyle eğitimime ara vermek zorunda kaldım. Eğitimde boşluk oluşunca İnegöl’den Bursa’ya geldim. Ulu Cami yakınındaki bir ciltçide çalışmaya başladım. Pazar günleri çalışmıyordum. Bir yayınevi ile anlaşarak Ulu Cami’nin bahçesinde kitap satmaya başladım. Yayınevinden aldığım kitapları satıyor, sonra da kârı alıp anaparayı kitapçıya veriyordum. İşlerim iyi gidiyordu. Bir Pazar çalışıp bir aylık maaşımı kazanıyordum çünkü. Bir yıl böyle çalıştıktan sonra İnegöl’e dönmeye karar verdim. Burada Nurhas Mobilya’da haftalıkla üretim bölümünde işçi olarak çalışmaya başladım. Bursa’da çok iyi kazanmama rağmen mobilyacılık mesleğini öğrenmek istiyordum. Bu nedenle oldukça zor olan bu işe girdim. Üretimde 15 gün çalıştıktan sonra beni mağazaya aldılar. Burada da işim kolay değildi çünkü montaj ekibindeydim satılan mobilyaları ambalajlayıp müşterilerin evlerine kuruyorduk. Tabii bu arada o ağır mobilyaları da sırtlayıp yüksek apartmanlara taşıyorduk. İşi öğrendikten sonra patronumuz Ali Kemal Tuna’nın yanına gittim ve kitapçılık yaparken kazandığım paraları ortaya koyup firmaya ortak olmak istediğimi söyledim. Bu teklif firma yönetimini şaşırttı. Ama heyecanım teklifimin kabul edilmesini sağladı. Artık küçük bir pay da olsa Nurhas Mobilya’da ortaktım. Bir süre sonra firmada ilk kez telefon santrali kuruldu. Yeni görevim de santral memurluğu oldu. Bu iş benim için çok önemliydi çünkü ağır yük taşımaktan kurtulmuştum. Santral memurluğu bana yetmemeye başladı. Çünkü işim yoğun değildi. Yönetimden ilave iş istedim. Bunun üzerine firmanın cari hesaplarını tutma görevini almış oldum. Böylece muhasebeye de ilk adımı attım. Bu hesapları başarıyla tutunca beni muhasebe bölümüne aldılar. Muhasebeye geçince öncelikle mevcut işleyişi çok iyi öğrendim. Bununla da yetirmeyip yeni mevzuatları öğrenmeye başladım. Herkesten önce işe geliyor herkesten sonra çıkıyordum. Eve gidince de kalın kalın kitaplar alıyor mevzuatı öğrenmeye çalışıyordum. Bu çalışmam şirketin üst yönetiminin dikkatini çekti. Birkaç ay içinde Muhasebe Müdür Yardımcısı oldum. İşimde hızlı yükseliyordum. Fakat eğitimi yarım bıraktığım için burukluk hissediyordum. Tam bu sırada bana tavır alan Müdür Yardımcısı okuldan ayrılıp Milli Eğitim Müdürlüğü’nde görev yapmaya başladı. Bu haberi alır almaz okula kayıt yaptırdım. Nurhas Mobilya’yla olan ilişkimi de koparmadım çünkü hala resmi ortaktım. Okulu bitirdikten sonra Anadolu Üniversitesi İş İdaresi Bölümü’ne kayıt yaptırdım. Aynı zamanda Nurhas’taki görevime de geri döndüm. Çok kısa bir süre sonra Muhasebe Müdürü oldum. Tabii bu arada Serbest Muhasebecilik belgemi de aldım. Hayatım iyi gidiyordu, liseyi bitirip yüksek öğrenim almaya başlamış, İnegöl’ün en iyi mobilya firmalarından birinde iyi bir mevki edinmiştim. Ayrıca bu firmanın ortağıydım. Ama bu bana yetmiyordu. Gözüm daha yukarıdaydı. Canla başla çalışmaya devam ettim. Bu arada evlendim çocuğum oldu ama iş ile evliliği yürütemedim. Çok çalışmanın ödülünü aldım. Bir süre sonra şirketin Yönetim Kurulu Üyesi oldum, hızla ilerliyordum. Fazla zaman geçmedi, Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Genel Müdür Yardımcısı oldum. Böylece şirketin her türlü işlerini yürütmeye başladım. YENİ SEKTÖRLER Nurhas’ta yöneticilik yaparken farklı sektörlere de yatırım yapma kararı aldık. Firmanın broşür, katalog gibi çalışmalarını yaptırmak istiyorduk. İnegöl’deki reklâm ajansı ve matbaalar ise yetersiz kalıyordu. Tanıtım dokümanlarımızı Bursa ve İstanbul’da yapmak zorundaydık. Bu, tüm sektör için geçerliydi. Sektördeki boşluğu görünce reklâm ajansı ve matbaa kurduk. Bu yeni şirkete ben de ortak oldum. Bu ortaklığı Sayın Mustafa Aksakal ile birlikte hala sürdürüyoruz. 1988 yılıydı. Bu yıllarda İnegöl’de hem mobilya sektörü hızla büyüyor, hem de Organize Sanayi Bölgesi’nde yeni tesisler kuruluyordu. Binlerce işçinin yemeklerini karşılamak tesisler için sorun oluyordu. Bu sorunu en başta, Nurhas olarak biz yaşıyorduk. Yönetimi ikna edip Yemek Fabrikası kurdurdum. Başta bu düşünceye karşı olanlar zamanla gelip bana teşekkür ettiler. Çünkü önemli bir boşluğu yakalamıştık. Hem Elvan Ajans, hem de Nurhas Yemek Sanayii büyük karlar ediyordu. 1996 yılında Ali Kemal Tuna,1 Tekmil Mobilya adıyla yeni bir şirket kurdu. Bu şirkete de ortak oldum. Nurhas Mobilya İnegöl Mobilya sektörüne çok şey kattı. Mobilyanın her türünü üretiyorduk, ülkede büyük ihtiyaç olduğu içinde her yaptığımız satılıyordu. Ancak üretim çeşitliliği nedeniyle işlerin döndürülmesi zorlaşmaya başladı. Ticari felsefeme göre riski her zaman dağıtmalısınız. Sektörlerin dönemsel krizleri olduğunda farklı sektörlerle işinizi takviye etmelisiniz. Bu sıralarda İnegöl’de bazı işadamları Gençlik A.Ş adıyla beyaz eşya satışı yapacak bir şirket kurma kararı aldılar. Ben de bu oluşumda yer aldım ve ortak oldum. Bu şirket zamanla bilgisayar sektörüne de girdi. Faaliyeti devam eden bu şirketlerin hala ortağıyım. ARABİSTAN GÜNLERİ Nurhas Mobilya olarak 1987 yılında Suudi Arabistan’da bir şube açtık. Ancak şube istediğimiz gibi verimli değildi. Aldığım eğitim nedeniyle Arapça ve biraz da İngilizce biliyordum. Ortadoğu pazarı çok hareketliydi. Nurhas Mobilya’da yöneticilik yaparken yaklaşık 30 ülkeye gittim. Çünkü sektördeki tüm fuarları yakından takip ediyordum. Dünyanın farklı ülkelerinde pazar arıyor, Nurhas Mobilya’yı çok büyütmek istiyordum. 1997 yılında Suudi Arabistan’daki şubeyi harekete geçirmek için bir süreliğine Suudi Arabistan’a gittim. Amacım burada pazar araştırması yapmak, Arapçamı ilerletip şirketi Ortadoğu’da hâkim hale getirmekti. Niyetim birkaç hafta kalmak, ihtiyaç duydukça tekrar gitmekti. İnsanların planları bazen iradesi dışında ters dönebiliyor. İşim tahmin ettiğimden uzun sürünce Suudi Arabistan’a yerleştim. Bu arada şirketin merkeziyle ilişkilerim ister istemez azaldı. Bir gün Nurhas’ta yönetim değişikliği olduğu haberini aldım. Hiçbir onayım olmadan yapılan bu değişiklik canımı çok sıkmıştı. Türkiye’ye geldiğimde yurtdışındaki şubeyi kapatma ve küçülme kararı aldıklarını söylediler. Yeni yönetime ısrarla Ortadoğu pazarının gelecek vaat ettiğini, çok emek harcadığımı ve bu şubeyi kapatmaya razı olmadığımı söyledim. Bunun üzerine şirketteki payıma karşılık Suudi Arabistan’daki işletmeyi bana verdiler. Benim istediğim bu değildi. Türkiye olan ilişkimi kesmek istemiyordum. Maalesef yapabileceğim bir şey yoktu. Ben Ortadoğu pazarını ele geçirmeye çabalarken, bambaşka şeyler olmuştu. Çaresiz Suudi Arabistan’a geri döndüm. 7 yıl süreyle bu ülkede çalıştım. Şirketi kara geçirdim. Ancak Suudi Arabistan’da ticaret kolay değildi. Sosyal hayat kısıtlıydı, askerlik görevi için buradaki işletmeyi devredip ülkeme döndüm. Türkiye’ye dönünce öncelikle askerlik görevimi yaptım. Ardından ortak olduğum Tekmil Mobilya’dan görev istedim. Tekmil Mobilya bu sıralarda TEMO markasıyla iyi bir çıkış yakalamıştı. Fakat talep ettiğim görev bana verilmedi. Mobilya sektöründe önüm kapanmıştı. Sektör değiştirmeye karar verdim. O sıralarda GSM sektörü iyi bir çıkış yakaladığı için Aria’nın İnegöl İletişim Merkezi’ni de aldım. İşin başına kardeşimi geçirdim, ben de İstanbul’a gidip bir mobilya firmasının İstanbul Bölge Müdürlüğü’nü yaptım. Mobilya sektöründe eski tadı bulamıyordum. Geri dönüp Aria’nın başına geçtim. İnegöl’de daha iyi bir caddede iyi bir işyeri kiralayarak işe başladım. Ardından Aria Aycell ile birleşti ve AVEA oldu. Ben de işi Bursa’ya taşımaya karar verdim. Fomara Caddesi üzerindeki bugünkü işyerimi açtım. DENKTAŞLI AÇILIŞ Bursa kamuoyu beni daha çok iş yeri açılışına Denktaş’ı getiren adam olarak tanıdı. Herkes Sayın Rauf Denktaş’ın bu açılışa nasıl geldiğini merak ediyor. Nurhas Mobilya döneminde belirli aralıklarla Kıbrıs’a gidiyordum. Bu ziyaretlerim sırasında Sayın Rauf R. Denktaş ile de tanıştım. Zamanla çok iyi dost olduk. Sayın Denktaş özellikle 8 yaşındaki yardım kampanyamdan çok etkilenmişti. Avea İletişim Merkezi’ni Bursa’da açmaya karar verdikten sonra Kıbrıs’a gittim. Her zamanki gibi Sayın Denktaş’ı da ziyaret ettim. Sohbet sırasında yeni bir sektöre gireceğimi de söyledim ve işyerimin açılışına davet ettim. "Tamam" deyince iş yeri açılışını hızlandırdım. Önce İnegöl’deki işyerimi açacak, ardından Bursa’ya gidecektik. Ancak o gün programda bir değişiklik yapıldı ve Sayın Denktaş İnegöl’ü açtıktan sonra Bursa’dan ayrıldı. SOSYAL HAYATIN İÇİNDE Öncelikle şunu belirteyim. Nurhas Mobilya ile ortaklığım sürüyor. Mali kriz içindeki TEMO’da da ortağım. Bir yandan da AVEA İletişim Merkezi ve Türk Telekom Bayiliği işlerimi istediğim seviyeye getirmeye çabalıyorum. Nitekim 2006 yılı Hizmet Kalitesi Türkiye birincisi olmayı başardık. Bundan sonraki hedefim Elvan Ajans’ta yeni bir yapılanma içine girerek, firmayı Bursa’ya taşımak ve bu sektörde de iddialı hale gelmek. İnegöl’deyken İnegöl Telsiz Radyo Amatörleri Derneği Başkanı oldum. Türk Hava Kurumu İnegöl Şubesi Yönetim Kurulu üyesi oldum. AVEA’yı Bursa’ya taşıdıktan sonra o sıralarda yeni kurulan Anadolu Sanayici ve İşadamları Derneği (ANASİAD) Bursa Şubesi’ne kurucu üye olarak katıldım. Hala burada sayman olarak görev yapıyorum. Bursa Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası’nın üyesiyim ve Sosyal Kültürel Etkinlikler Komisyonu’nda aktif görev yapıyorum. Çocukluğumda futbol oynayamadığımı söylemiştim. Futbol özlemimi spor kulüplerine destek olarak sürdürüyorum. Beşevler Sanayi Spor’da Yönetim Kurulu üyesiyim. 21 yıldır çeşitli yayın organlarında yazılarım çıkıyor. Yazmak benim için bir sevdadır. Bir de Dağ Aslanları adıyla bir kulüp kurduk. Her pazar günü Bursa’daki bir grup arkadaş yürüyüş yapıyoruz. Kar, yağmur, sıcak fark etmiyor, iş yoğunluğunun verdiği yükü bu pazar yürüyüşleriyle üzerimizden atıyoruz. Genelde Uludağ’da yürümeyi tercih ediyoruz. Dağda teçhizatsız olarak gidilebilecek her yere gittik. Ekibimizde işadamları bürokratlar, memurlar herkes var, bizimle yürümeyi göze alabilecek herkese de açığız. ÜRETİMDEN VAZGEÇEMEM Kazandığım paraları Türkiye’de faizlerin yüksek olduğu dönemde bono, banka faizi döviz gibi yatırım araçlarında değerlendirsem bugünkü servetimin en az 100 katını elde ederdim. Ancak ben hep bundan uzak durdum. Çünkü benim için önemli olan istihdama olan katkıdır. Nitekim mobilyacılık istihdamın en yüksek olduğu üretim kalemleri arasında yer alır. Beni ortak olduğum şirketlerde maaşları alan insanların yüzlerindeki mutlu ifade kadar hiçbir şey keyiflendirmiyor. Kendimce bir eğlence anlayışım var. Sürekli sosyal hayatın içinde olmayı seviyorum. Şunu özellikle belirtmek istiyorum. Bana göre zarar ateşten bir gömlektir. Bu gömleği giymemek için önce çok çalışmak riski dağıtmak ve yaptığın işi çok iyi bilmek gerekiyor. Bir de kontrol edemediğiniz işi yapmayın. Ben yurt dışındayken başıma gelen iyi bir örnektir. En kısa sürede işlerimi istediğim noktaya getireceğim. Bugün yine istihdam sağlıyorum ama ben daha geniş istihdamları sağlayıp üretimin doğrudan içinde olmayı seviyorum. Kazandığım tecrübeyle bu yönde ilerliyorum.

d
İlanlar
Anket
Web sitemi nasıl buldunuz?
Çok İyi %50
İyi %16
İdare Eder %1
Kötü %3
Çok Kötü %27
Tavsiye Et
 Adınız
 Soyadınız:
 Arkadaşınızın
 E-maili :
 
PolatNet 2007 © PolatNet (Uğur POLAT)
[11744]